İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ekonomik Krizler ve 2020 Ekonomik Krizi

Ekonomik anlamda kriz kavramı, ekonomik konjonktürdeki genişleme döneminden uzun veya kısa bir bunalım, buhran, çöküntü veya daralma evresine geçiş olarak tanımlanabilir.

Bir başka tanımda ise ekonomik kriz, bir mal, hizmet, üretim faktörü veya döviz, para veya sermaye piyasalarında, bankacılık sektöründe kabul edilebilir bir değişme sınırının ötesinde gerçekleşen şiddetli dalgalanma olarak tanımlanmıştır.

Marksist ekonomide ekonomik krizi “kapitalist yeniden üretimin ekonomik, siyasi ve toplumsal ilişkilerindeki başarısızlıklar serisi” biçiminde tanımlanmıştır.

Ekonomik kriz makro düzeyde devleti, mikro düzeyde şirketleri etkileyecek ciddi sonuçlara neden olabilir. Krizlerin süresi ise, devletlerin, şirketlerin ve şahısların ekonomik krizlere karşı aldıkları tedbirlere ve tedbirlerin zamanında uygulanmasına bağlıdır.

2020 Ekonomik Krizi

BBC’nin haberine göre;

Dünya Bankası, koronavirüs salgını nedeniyle 2020 yılında küresel ekonominin yüzde 5, kişi başı gayrısafi yurtiçi hasılanın (GSYH) da yüzde 6,2 küçüleceğini tahmin ediyor.

Bu öngörünün gerçek olması halinde, dünya ekonomisi İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en derin resesyonunu ve son 150 yılın en kötü dördüncü ekonomik daralmasını yaşayacak.

Ayrıca oluşacak küçülmenin boyutunun 2008 mali krizinin neredeyse iki katı olması bekleniyor.

Aslında bu haber 2020 yılında yaşadığımız krizin başlangıcı olduğunu, 2021 yılında Covid 19 salgını ile başa çıkılmazsa daha büyük sorunlarla karşılaşılabileceğini gösteriyor.

Benim öngörüm ise ekonomik krizin dünyada ekonomik dengelerden çok siyasi dengeleri değiştireceği yönünde. Ekonomik olarak en az yara alan ülkeler siyasi olarak daha fazla söz sahibi olacak olan ülkeler olacağı görülüyor. Kıta Avrupası ve Amerika Birleşik Devletleri’nde Covid 19 salgınının önüne geçilmemesi yüzünden bu ülkelerin ekonomisini zayıflatacaktır. Diğer taraftan ise Türkiye ve Çin gibi ülkeler Covid le verdikleri mücadeleyi hızlı şekilde atlatarak ekonomik ve siyasi olarak attıkları adımlar ile bölgesel ve küresel güç olacağını düşünmekteyim.

Kıta Avrupası’nda olan ülkelerinden Fransa, Hollanda gibi bazı ülkelerin ülkemize ve dinimize son zamanlarda yapmış olduğu saldırıların kendi ülkelerinde yaşanan ekonomik ve sağlık sorunlarının göz ardı edilerek siyasi manevra olarak kullandıkları aşikardır. Bundan dolayı ki son günlerde ülkemize saldırılar daha çok artmaktadır.

Ancak ülkemizde her şeyin mükemmel olduğunu söylemekte polyanacılık yapmak olacağı da su götürmez bir gerçektir. Askeri alanda yapmış olduğumuz atılımlar ile çevremizdeki düşmanlara karşı mücadeleyi sürdürürken pandemi süresinde vatandaşlarımızın akıl almaz şekilde duyarsız davranması bu süreçte en büyük handikabımız olacaktır. Diğer yandan döviz kurundaki aşırı dalgalanmayı bir an önce alınacak sıkı tedbirler ile durdurmalıyız. Böylece ucuz ülke olmaktan çıkıp nitelikli ürünler üreterek hak ettiği değerde satabiliriz. Ayrıca ham maddeleri hala çoğu ülkeden döviz bazında aldığımız için ülke içinde görünmez bir enflasyon ile mücadele edemez durumla da karşı karşıyayız.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.